Lazer ve Güzellik Merkezi

  • Alerji hastalıklarının tanı ve tedavisi
  • Varis ve kılcal damarların lazer ile tedavisi
  • Lazerle derideki koyu lekelerin tedavisi
  • Lazer ile epilasyon
  • Saç dökülmeleri
  • Ergenlik sivilceleri
  • Sağlıklı deri bakımı
  • Bütün cilt hastalıkları tanı ve tedavisi
  • Buhar makinesiyle cilt bakımı

Lazer Nedir ?

LAZER NEDİR?

 

                                                                                                           

Gerçekte lazerler çok saf, arındırılmış ışık kaynağı yayarlar. Işık spektrumunda seçilmiş tek bir dalga boyu lazer ile verilir. Daha anlaşılır bir örnek vermek gerekirse; boş bir teneke –kutuya doldurulan taşların çıkardığı ses normal bir ışık kaynağına benzetilirse, flütten çıkan ses de ( uzun sürekli ve belirli bir notayı daha anlaşılır hale getirdiği gibi) lazere benzetilebilir. Doğru dalga boyunda yeterince temiz ve titiz bir ses kristal cami bile rezonans ile parçalayabilirler. Temelde aynı etki mekanizması ile kohorent bir ışık kaynağı hücreleri inkoherent olan normal ışık kaynağından farklı şekilde seçilmiş olarak uyarabilir. Bu bağlamda tıbbi lazerler iki gruba ayrılır.

 

1:KUVVETLİ LAZERLER

Bu lazerler doku kesmek koagulasyon ve yakıp bulaştırmak için kullanılırlar. Bu lazerler cerrahi bıçaklar gibi kullanılabilirler.

 

2-ZAYIF LAZERLER

Bu lazerler hücre fonksiyonlarını stümüle edici özelliğe sahip bşiostimülasyon yapan lazerlerdir. Bunlar cerrahi lazerler gibi kuvvetli ısı verici özellikten uzak, hücrede fotokimyasal reaksiyonları açığa çıkarırlar. Güneş ışığı ve diğer ışık kaynakları aynı etkilere sahip değillerdir.

 

LAZER TEDAVİSİ NASIL BİR HÜCRRESEL SÜRECİ HAREKETE GEÇİRİR

Lazerin etkisi hücrede ve dokularda çok komplike bir reaksiyon dizisi devreye girer. Kısaca açıklamak gerekirse lazer tedavisi bölgesel bağışıklık sistemi üzerine kan dolaşımı ve lenfatik dolaşım üzerine, hücre içindeki metabolizmaya etki eder.

       

 

                                                                   IŞIK

Güneş ışığından aldığımız enerji elektromanyetik enerji olarak adlandırılır ve dalgalar şeklinde yayılır. Elektro manyetik dalgalar metrelerle ölçülebilen uzun dalgalar ( radyo dalgaları) ve milimetrelerle ölçülen mikro dalgalar olarak adlandırılır. Isı dalgaları daha kısa dalga boylarına sahiptir. Ve genel olarak infrarot (kızıl ötesi) olarak sınıflandırılır ve 800 mm ile1 mm arasındaki dalga boylarını içerir. Görünen ışık 400mm ile 800mm arasındaki dalga boylarından oluşur. Kırmızı ışık 600mm,-800 mm arası, turuncu ışık 580nm-600nm arası, sarı ışık 540nm-580nm arası ve yeşil ışık 500nm-540nm arası dalga boylarından oluşur. Mavi ışık 430nm-500nm arası ve viyolet ışık 400nm-430nm Arasıdır ve daha ufak dalga boylarını içerir. Işık, kırmızı ışıktan daha büyük dalga boyunu kapsıyorsa infrorat adını alır. Ve görülemeyen ışık kaynağı olarak da sınıflandırılır. Eğer ışık viyolet ışıktan daha ufak dalga boyuna sahip ise ultraviyole olarak adlandırılır. Ve aynı şekilde gözle görünemez.

Uv dalgaları 320-400nm arası uva olarak sınıflandırılırlar ve uzun zaman sürecinde ve yoğun alınırlarsa derinin erken yaşlanmasında sorumludurlar. Güneş ışığı ve solaryumda bulunurlar. Uvb dalgaları daha agresif ve daha kısa dalga boyunda olup, 290-320nm arası dalga boyuna sahiptirler. Uvb’de güneş ışığında mevcuttur. Bu ışığın eğer yüksek dozlarda alınırsa cilt kanserini tetikler. Bu spektrumun hemen altında uvc dalgaları bulunur. Uvc atmosferden yeryüzüne ulaşamaz. Bunlardan çok daha küçük dalga boyları röntgen ışınları ve gamma ışınları olarak adlandırılır.  Herhangi bir ışığın kaynağının hücrelerimiz için ne kadar tehlikeli olduğu, ışığın yoğunluğunu ve dalga boyuna bağlıdır. Genel olarak geçerli kural şudur; dalga boyu küçüldükçe risk artar. 320nm altındaki dalga boyları iyonize olarak adlandırılırlar ve karsinogendirler. Tehlikeleri yoğunluk, ışığın alım süresi ve dalga boyuna bağlıdır. Tedavi edici lazerle 600nm üzerinde uzun ve tehlikesiz dalga boylarında etki ederler. Güncel hayatta kullandığımız televizyon ışığının dalga boyu 950nm civarındadır ve görülmez.   

 

                                                                       LAZER                                                       

Dünyada ilk kullanılan lazer rubi lazerdir. Los angeleste 7 Haziran 1960’da Amerikalı Theodore maiman tarafından kullanıldı. Lazer kelimesi bir akronimdir. Lightamplitication by stimulated emission of radiotion. Yani tam kısaltılmış anlamıyla alzer bir ışık kuvvetlendiricidir. Lazerler isimlerini genelde ışığın içinden geçirildiği ortamdan alırlar.

 

                                           LAZER IŞIĞININ 4 KAREKTERİ

Bu dört karakter lazer ışığını alışagelmiş ışıktan ayırır.

1-      Sadece belirli dalga boyunda olması

2-      koherenz: düzenli, uzun, sürekli dalga boyu vermesi.

3-      Paralel ışın demetleri

4-      Yüksek oranda yoğunluk.

                                                                                                                                                                                                                                                                                         

                                                CO2 LAZER

Co2 lazerlerde yüksek dalga boyundan dolayı diğer lazerlere göre çok daha yüksek enerji transferi ve ısı artışı dokuya iletilir. Penetresyon derinliği ortalama 250 mikron civarındadır. Gerekli durumlarda doku tipinden bağımsız olarak 0.5 mm. kadar inebilir. Tedavi etkinliği birkaç cm’ye kadar hissedilebilir. Bundan dolayı co2 lazerler hem yüzeysel hemde derin biyostimülasyon için kullanılabilir.               

 

                    LAZAERLERİN RİSKLERİ VE YAN ETKİLERİ

Genel olarak dermatolojide kullanılan lllt sistemleri görünen ışık veya ısı veren ışık kaynaklarıdır. Bu sistemelerde ışık arındırılmış olduğu için, riziko içermeyen gruba girerler. Tıpkı flütten çıkan aynı şiddetteki sesin, gürültüden daha az rahatsız etmesi gibi. Var olan tek risk göze alan tehlikelidir. Görünen dalga boylarındaki lazer görünmeyen dalga boyundan daha az tehlikelidir. Sebebide görünen ışık etkisi ile anında gözü kapama refleksidir. Buna rağmen uygulamalarda gözün uygulanan ve uygulayıcı açısından korunması gereklidir. Normal güneşi gözlükleri kesinlikle lazere karşı koruma sağlamazlar. Her dalga boyu için farklı bir koruyucu gözlük gerekir. 

 

                      LAZER UYGULAMALARI KANSERE SEBEBİYET VERİR Mİ?

Kesinlikle hayır. 600nm üzerinde kullanılan lazerlerde mutagen özellik yoktur. Yanlışlıkla kanser olan bölgeye bile uygulansa kanser hücresinin stimulasyonuna uyarılmasına sebep olmaz. Hayvanlarda yapılan denemelerde aksine tümör dokusununda küçülmesine yardımcı olduğu gözlemlenmiştir. Muhtemel sebebi; lokal bağışıklık sistemini tümör hücrelerine göre daha çok uyardığı düşünülmektedir.          

 

CO2 RFAKSİYONEL LAZERİN GEÇLEŞTİRİCİ ETKİSİ NASIL OLUŞUYOR?

Co2 lazer özellikle akne izlerinde, kırışıklıkta ve cilt yenilemede yoğun kullanılır. Sistem, ortalama 0,1 ile 0,5 mm arasında deride sütunlar halinde derin buharlaşma meydana getiriyor. Bunun neticesinde ortalama %30 oranda kollojen harabiyeti oluşuyor. Buda yeni kollojen oluşumunu tetikler. Yeni kollojen oluşumu izlerin azalmasına ve cildin gençleşmesine yardımcı olur. Mikroskobik olarak ispatlanmış yenilenme ve gençleşme gerçekleşir.

 

                        LAZER TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ

Bilinen veya yayınlanan ciddi bir yan etki bu zamana kadar bildirilmemiştir. 8 yaşın altındaki çocuklarda, lazer tedavilerinin uygulanması yasaktır. Kanser, şeker hastalığı, epilepsi, kalp pili olanla, hamileler, kalp krizi geçirmiş olanlara genelde uygulamamalıdır. Lazer enerjisi direkt olarak fetus’a asla etki etmez. Epilepside 5–10 hz arası frekanslar epileptik atakları tetikleyebilirler. Uygulanabilirse de dikkatli olunmalıdır. Titroid bezi üzerine yüksek dozda uygulamalar yapılmamalıdır. Kanser hastalarında direkt olarak kansere zarar verici özelliğe sahip değillerdir. Deney hayvanlarında yapılan experimentlerde radyoterapi öncesi yapılan lazer uygulamasının radyoterapiye uyumu arttırdığı gözlenmiştir.

 

                       LAZER ENERJİSİNİN HÜCRESEL ETKİ MEKANİZMASI

 

 

Hücre metabolizmasının hızlanması kollojen sentezinin artması, sinir hücrelerinin aksiyon potansiyelinin artması, hücre çekirdeğinde DNA ve RNA yapılanmasının uyarılması lokal bağışıklık sisteminin uyarılması, büyüme faktörleri aracılığı ile kapiller damarların yenilenmesinin artışı, lökositlerin aktivasyonunun artması ve fibroblastların miyofiblastlara dönüşümü gibi etkiler sayılabilirler. Özetlemek gerekirse canlı hücrelerde lazerin etkisi çok komplikedir. Lazer etkisi ile oluşan fotokimyasal raksiyonlar canlı hücrede bir dizi biyokimyasal reaksiyonu devreye sokarlar. Bu döngülerin bir kısmı lazere spesifiktir, bir ksımıda fotom enerjisi aracılığı ile olur. Modern tıbbın geleceğinde lazerin alacağı rol ve uygulanacağı çok alan olacak. Ve bilimsel çalışmalar gelecekte lazerin çok daha etkin kullanacağını gösteriyor.

                                                       AKNE

Akne pilosebase foliküllerin vücudun belli bölgelerinde oluşan kronik enflamatuar bir hastalığıdır. Klinik olarak daha sıklıkla genç erkeklerde ergenlik döneminde komedanlar papül ve püstüller ile bazen de kistleşmeler ve nodüller ile kendini gösterir. Hipertrofik skarlar birçok akne formunda ortaya çıkarsada ençok nodülokistik akne ve akne conglobata da gözlenir.

            AKNE OLUŞUMUNDA ETKEN OLAN FAKTÖRLER

Genel olarak genç erkeklerde 14–19 yaş arası, kızlarda 10–17 yaşları arasında en yoğun rastlanır. Başlama zamanı 25 yaşına kadar uzayabilir. Genç erkeklerde genç bayanlara göre daha ağır seyredilebilir. Asya ırkında ve siyah ırkta, Avrupa ırkına göre daha seyrek rastlanır. Çinliler en az rastlanan ırk grubuna girerler. Bazı mesleklerde bazı ilaçlar özellikle lityum, hidantoin, lokal ve sistemik kortikosteroidler, ortal kontraseptfler akne oluşumunu tetikler ve tabloyu kötüleştirebilirler. Genetik olarak XYY-sendromunda da daha ağır akne görülür. Emosyonel stres ciddi olarak tetikleyici özelliğe sahiptirler. Çikolata yemenin, yağlı beslenmenin veya beslenme alışkanlıklarının akne üzerinde etkisi yoktur.

Sonbahar ve kış aylarında ataklar yaşanabilir. Hastalığın iyileşmesia aylar, yıllar sürebilir. Serbest testestoren seviyesi bayanlarda bazen ataklarda etkili olabilir. Bayan hastalarda var olan pco tedavi edilmelidir. FSH, LH, DHEA-S hormonlarına bakılması gerekse de genelde hormon sonuçları normal gözlenir.     

 

                          AKNENİN OLUŞUM MEKANİZMASI

Akne lezyonları androgenler ile bakterilerin pilosebase foliküllerin içinde ve çevresinde genetik yatkınlık ile komplex bir etkileşimin sonucu oluşurlar. Androgenler yağ bezlerinin yüksek oranda sebum salgılanmasını uyarırlar. Bakterilerin içerdiği lipazlar yağ asitlerinin salgılanmasını uyarırlar. Yağ asitleri pilosebase folikillerde enflamatuar süreci uyarır, bunun sonucunda hiperkeratinizasyon başlar ve neticesinde pilosebase foliküller tıkanır. Genişlemiş folikül çevresindeki lümen kalınlaşmış keratin ve yağ hücresi içerir ve neticesinde beyaz komedanlar meydana gelir. Genişlemiş folikül duvarlarında dermise geçen folikül içeriklerine karşı deride yabancı doku reaksiyonu başlar ve buda iltibat ve skar oluşumunu başlatır. İşte akneninde en can alıcıb istenmeyen etkiside skar ouşumudur.

                                                             TEDAVİ                                                                                                                                                             

Akne tedavisi her hastada, hastanın ve hastalığın türüne göre farklılık gösterebilir. Hafif seyreden akneler lokal antibiyotikli kremler azelaik asit, benzoil proksid ve lokal retinoidler komedonlu aknelerde 2.yoğun olarak kullanılırlar ve etkindirler. İyi ve uygun bir tedavi ile iyileşme genelde 2. aydan sonra başlar.

Enfekte ve onfilamasyonlu komedonu olan vakalarda tedaviye cevap uzayabilir. Orta şiddetli aknelerde tetrasiklin türevi antibiyotikler ve bayanlarda antiandrogenler kullanılabilir. Ağır aknelerde mutlaka oral retionik asitler kullanmak gerekir. retinoik asitler yağ bezlerini atroriye ederler, aknenin kistik ve skar bırakan formlarında antibiyotikler işe yaramaz. Akne bu durumlarda iyileştikten sonra kalan izlerle ve cilt hasarı ile mücadele etmenin birçok yolu vardır. Yüzeyel ve derin en iyi sonucu co2 fraksiyonel lazer uygulamaları ile alınır. Co2 fraksiyonel lazer bu tedavide devrim Sağlayacak şekilde çok iyi sonuçlar verir.