Koroner Arter Hastalığı

Kalp akciğerlerden gelen kanı atar damarlara pompalayarak besin maddeleri ve oksijeni bütün organlara ve organlardan gelen karbondioksitten zengin oksijenden fakir kanı akciğerlere iletir. Her organ gibi kalbin de beslenmesi gerekir. Kalbin beslenmesini sağlayan damarlara koroner arter denmektedir. Koroner arter en çok görülen ve en önemli hastalığı damar sertliği (ateroskleroz)’dır. Bu damar sertliği kalbi besleyen damarlarda darlıklar ve tıkanıklıklar oluşturmaktadır. Oluşan bu hastalığa koroner arter hastalığı (kalp damar hastalığı) denir. Koroner arter hastalıkları dünyadaki ölüm sebeplerinin en başında gelmektedir. Erkek ve kadında farklı olmak üzere ölümlerin yaklaşık % 60’ ı kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır.

 

Risk faktörleri nelerdir? Koroner arter hastalıkları ile mücadele etmede en önemli adım, hastalıktan korunmadır. Hastalıktan korunmak için risk faktörleriyle (değiştirilme ihtimali olanlar ile) mücadele edilmelidir. Koroner arter hastalığı sıklıkla 40 yaş sonrasında görülür. Erkeklerde kadınlara göre yaklaşık dört kat daha sık görülür. Kadınlarda bulunan östrojen hormonu koruyucudur. Bu nedenle kadınlarda görülme sıklığı bu hormonun azaldığı menopoz sonrası dönemde artar. Erkeklerde en fazla 50–60 yaşları arasında, kadınlarda ise 60–70 yaşları arasında görülür.

 

Bu risk faktörleri:

  1.  Yaş: Erkeklerde 45, kadınlarda 55 yaşın üstünde olmak,Sağlığınız için sigara içmeyiniz?
  2. Cinsiyet: Erkek olmak,
  3. Sigara: Sigara içiyor olmak
  4. Kan basıncı yüksekliği (Hipertansiyon): Tansiyonun 140/90  mmHg üzerinde olması,
  5. Kolesterol yüksekliği: Kötü kolesterol olan LDL’nin yüksek, iyi kolesterol olan HDL’nin düşük olması,
  6. Şeker hastalığı (diyabet):Açlık kan şekerinin 126 mg/dl, tokluk kan şekerinin 200 mg/dl üzerinde olması,
  7. Kilo: Özellikle bel çevresinin erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm’nin üzerinde olması,
  8. Hareketsizlik: Haftada en az 3 gün ve günde en az 30 dakika egzersize zaman ayırmalısınız (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet, dans, bahçe işleri vs.),
  9. Stres: Uzun bir zaman sürekli strese maruz kalma, 

 Belirtileri nelerdir? Koroner arter hastalığın erken evresinde, koroner damarlarda henüz ileri darlıkGöğüs ağrısıoluşmadığında her hangi bir belirtisi yoktur. Hastalık ilerledikçe ve koroner arterdeki darlık ilerlediğinde, koroner arterler kalbin oksijen ihtiyacını karşılayamaz hale gelir ve bu durumda anjina pektoris denilen göğüs ağrısı ortaya çıkar. Bu ağrı egzersizle ilgilidir. Özellikle yokuş ya da merdiven çıkarken ya da yemek sonrasında göğüs kemiği üzerinde, sıklıkla sol kola ve çeneye yayılan sıkıştırıcı tarzda bir ağrıdır. Farklı şekillerde de ortaya çıkabilir. Dinlenmekle 5–10 dakikada geçer. Eğer bu ağrı çok şiddetli ise ve daha uzun süre devam ederse miyokard enfarktüsü olasılığı akla gelmelidir. Yalnız bazen koroner arter hastalığını hipertansiyon ve şeker hastalığı olan hastalarda belirti vermeyebilir ya da ilk belirtisinin kalp krizi olabileceği de unutulmamalıdır.Kalp krizi durumunda şiddetli göğüs ağrısı yanında, baş dönmesi, bayılma, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik, bulantı-kusma ve ani ölüm olabilir. 

 Tanı nasıl konulur? Koroner arter hastalığında asıl önemli olan, koroner arterlerdeki darlıkların kalp krizine yol açmadan tedavi edilmesidir. Bu da öncelikle kalp  damarların durumunun görülmesi ile olur. Bu amaç için kullanılan farklı yöntemler olmakla birlikte (ekokardiyografi, efor testi, miyokart sintigrafisi vs), koroner arter hastalığı olduğundan şüphe edilen hastalarda halen altın standart olarak kabul edilen en güzel tanı yöntemi; koroner anjiyografidir. Koroner anjiyografide, kalp damarları gözle görünür hale getirilip filmi çekilir.

 

 Kalp krizi (kalp damar hastalığı) önlenebilir mi? Tedavisi nedir? Kalp krizini önlemek %100 mümkünKalp arter damarına balon ve stentlemedeğilse de riski önemli derecede azaltılabilir. Bunun için risk faktörleriyle mücadele edilmesi gerekir. Risk faktörlerinin bazıları değiştirilebilir iken bazıları değiştirilemez (yaş, cins, aile öyküsü gibi). Kalp damar hastalıkları, soğuk algınlığı, grip gibi geçici ve iyileştiği zaman arkasında iz bırakmayan hastalıklar değildir. Hastalık geliştiği zaman devamlı ilerlemeye ve problem çıkarmaya eğilimlidir. Bundan dolayı bu risk faktörleriyle mücadele, hastalığın ortaya çıkışını önlemesi, hastalık gelişenlerde ise hastalığın ilerleme hızının yavaşlatılması hatta durdurulmasını sağladığından dolayı son derece önemlidir.

 

Koroner arter hastalığında gelişen ciddi darlık ve tıkanıkların tedavisinde genel olarak iki yöntem kullanılır. Bunlar balon yöntemi (balon /stent) ve ameliyattır (By-pass). Balon anjiyoplasti yönteminde, damar içindeki dar olan bölgede, özel olarak yapılmış balon, kısa süreli olarak şişirilerek darlık genişletilir. Balon, aynı damarda birden fazla darlığa veya birden fazla damardaki darlıklara aynı seansta veya farklı seanslarda yapılabilir. Gerekli durumlarda balona ek olarak o bölgeye darlığın yeniden oluşma ihtimalini azaltmak için yine balon yardımıyla stent (kafes) konur. Balon anjiyoplastiye uygun olmayan durumlarda, bypass ameliyatı (açık kalp ameliyatı) yapılabilir.

 Her iki tedavi yöntemine ek veya alternatif olarak ilaç tedavisi uygulanabilir. Tedavide kullanılan ilaçların bazıları ömür boyu bazıları ise gerektiğinde kullanılır. Tedavi  seçenekleri hastanın yaşına, sosyal durumuna, başka hastalıklarının olup olmamasına, koroner arterlerdeki darlıkların sayısına ve yerleşimine göre değişir. Bunun için tedavi yönteminin belirlenmesinin deneyimli ve güvenilir merkezler tarafından yapılması çok önemlidir.  

Kardiyoloji Uzm. Dr. Emrah YILDIZ

-Kalp Krizi

-Koroner Yetmezliği

-Kalp Yetmezliği

-Kalp Ritim ve İleti Bozuklukları

-Kalp Kapak Hastalıkları

-Periferik Damar Hastalıkları

-Hipertansiyon

-Hiperkolesterolemi

-Doğumsal Kalp Hastalıkları 

Ani Kalp Krizi Nedir ?

Ani kalp krizi; kalp kasını besleyen kalp atar damarlarında akımı bozan veya tamamen kesen bir pıhtı ile oluşan hayatı çok ciddi manada tehdit eden hemen tedavi gerektiren acil bir durumdur. 

Kalp atar damarlarındaki kan akımının pıhtı oluşması sonucu azalması veya kesilmesi
kalp kas dokusunun ölmesine yol açmaktadır. Kalp kas dokusu öldüğü zaman kendini yenileyememektedir bu yüzden tedavi en kısa zamanda başlanmalıdır. Hastanın kalp krizinden dolayı ölmesinin ve/veya sakat kalmasının önlenebilmesi için göğüs ağrısının başlamasını takiben en kısa zamanda hastaneye ulaşmasına bağlıdır. Ani ölümlerin en sık nedenlerinden biride ani kalp krizidir.

 

Nedenleri ve Risk Faktörleri nedir? Ani kalp krizinin risk faktörleri genel olarak koroner arter hastalıklarının risk faktörleriyle aynıdır: bazı genetik hastalıklar, erkek olmak, hipertansiyon (yüksek kan basıncı), hiperkolesterolemi ( yüksek kolesterol), diyabet (şeker hastalığı), obezite (kilolu olmak), stres, spor yapmamak, hayvansal gıdalardan yoğun bir şekilde beslenmek, alkol tüketmek, sigara içmek ve ailede erken yaşta koroner arter hastalığının görülmesidir. 

Ani kalp krizinin tanısı nasıl konulur? Kalp krizi geçirmekte olan hastaların temel şikâyeti göğüs ağrısıdır.

Göğüs ağrısı: Göğüs kemiğinin arkasındaki göğüs ağrısı kalp krizinin en önemli belirtisidir; fakat, özellikle diyabet hastalarında ve yaşlılarda, bu ağrı çok belirsiz olabilir yada hiç hissedilmeyebilir (sessiz kalp krizi). Ağrı sıklıkla göğüsten omuz yada kollara, ense, dişler, çene, karın veya sırta doğru yayılır. Bazen ağrı sadece bu bölgelerden birinde hissedilir.

Göğüs Ağrısının özellikleri: Ağrı 20 dakikadan fazla genellikle saatlerce sürer ve genelde dinlenme yada dil altıyla geçmez. Ağrı, şiddetli ve künt vasıftadır. Fakat keskin veya belirsiz olabilir. Ağrı, sıkıştıran, ağırlık, baskı yapıcı tarzda olabilir, göğüste daralma hissi uyandırabilir, ‘ göğüste fil oturuyormuş’ gibi veya hazımsızlık olarak da hissedilebilir. Beraberinde sıklıkla soğuk terleme ve ölüm korkusu da vardır.

Kendi başına yada göğüsteki ağrıyla birlikte hissedilebilen diğer belirtiler şunlardır:

1.Nefes darlığı

2.Öksürük

3.Baş dönmesi ve sersemleme

4.Bayılma

5.Mide bulantısı ve kusma

6.Sıkıntı

Göğüs ağrısı olduğunda özellikle risk faktörlerine de sahipseniz mutlaka doktorunuza veya bir sağlık kuruluşuna gitmelisiniz. Kalp krizi tanısını mutlaka doktor koymalıdır.

Tanıda 3 önemli yöntemden yararlanılır:

1.Hastanın şikâyeti: bunu esas itibarıyla göğüs ağrısı oluşturur.

2.EKG (elektrokardiyogram): kalp krizlerinin büyük bir çoğunluğunda EKG'de kalp krizine özgü değişiklikler olur. Bu değişiklikleri saptamak için sık aralıklarla EKG alınır.

Akut Anterior MI

 

3.Laboratuarda yapılan kan testleri: Ani kalp krizi sırasında kana karışan bazı enzimlerin (CPK, CPK-MB, Troponin T ve I, myoglobin) düzeyi ölçülerek tanı kesin olarak konur.

Ck-CK MB-Troponin jpeg

 

Kalp krizinde tedavi nedir? Kalp krizi acil bir durumdur. Hastaneye yatmayı ve yoğun bakımı şartlarında tedavi gerektirir. Tedavinin amaçları kalp krizinin ilerlemesini durdurmak, kalp kası hasarını en az düzeyde tutmak, iyileşebilmesi için kalbin yükünü azaltmak ve komplikasyonları önlemektir. Tedavide ilaç tedavisi, tıkalı koroner arter damarının balon ve/veya stent ile açılması veya açık kalp ameliyatıdır.

Taburculuk: Ani kalp krizi geçiren hastalar 4-5 gün sonra taburcu edilirler. Hastalar taburcu olduktan sonra kademeli bir şekilde normal hayata geri dönebilirler. Bu aşamadan sonra reçete edilen ilaçların düzenli kullanılması ve yukarıda yazılan risk faktörlerinden uzak durulması hastanın tekrar kalp krizi geçirme riskini düşürmektedir. 

Kalp krizinin tekrarını önlemek ve kalp krizinden korunmak için ne yapabilirim?

1.Kan basıncınızı kontrol edin. Gerekirse doktorunuzun önereceği ilaçları kullanın.

2.Kolesterol düzeyini kontrol edin. Gerekirse doktorunuzun önereceği ilaçları kullanın.

3.Eğer içiyorsanız sigara ve alkol içmeyi bırakın. Sigara içilen ortamlardan mutlaka uzak durun.

4.Şeker hastalığınız varsa mutlaka kontrol altında tutun.

5.Meyve ve sebze bakımından zengin, az hayvansal yağ içeren diyetler uygulayın.

6.Kiloluysanız kilo verin.

7.Kalp sağlığınızı korumak için her gün ya da haftada en az 5 gün yürüyüş yaparak ya da diğer egzersizlerle vücudunuzu çalıştırın (Fakat önce kalp hastalıkları uzmanınıza danışın.).

8.Stresten uzak durun gerekirse bunun için profesyonel yardım alın.

9.Düzenli olarak kalp ve damar hastalıkları uzmanına (kardiyolog) kontrole gidin. 

Kalp Kapak Hastalıkları

Kalp kapaklarının görevi nedir? Kalp Kapak hastalığı ne anlama gelir?  Kalp, gevşeme ve kasılma hareketleri yaparak kanı sürekli ileri doğru pompalayan en hayati heart valveorganımız. Birbirinden kaslarla ayrılan dört odacıktan oluşan kalp içinde kanın, vücutta yaptığı gibi hep ileri doğru hareket etmesi, geriye kaçmaması gerekmektedir. İşte bu ileri hareket sağlayan yapılara kalp kapakları deniyor. Kalbin alt ve üst odacıklar arasında yer alan iki kapağının sağdakinin ismi triküspit, soldakinin ise mitral kapaktır. Kanın kalbi terk ettiği noktalarda, yani kalp ile ana atardamarlar arasında yer alan diğer iki kapağın sağındakine, akciğer ana atardamarları ile kalp arasında yer alır, pulmoner kapak, soldakine ise ki bu da aort dediğimiz temiz kanı vücuda taşıyan büyük atardamar ile kalp arasında yer alır, aort kapak denir. İşte kalp kapağı hastalıkları bu kapakların etkilendiği tüm hastalıkların genel ismidir. Kalp kapağı hastalığında kaşımıza üç tip bozukluk çıkar. Bu kapakların temel işlevi dolaşan kan akımının rahatça ve yalnızca doğru yönde ilerlemesini sağlamaktır.

Bir kapak hastalandığı ya da hasar gördüğü takdirde 3 tür olumsuz sonuç doğar:

1.Kapakların açılması kısıtlandığında darlık

2.Kapakların kapanması bozulduğunda yetersizlik

3.Kapakların hem kapanması hem de açılması bozulailir.

Gerek kapak darlığı ve gerekse kapak yetersizliği kalbin iş yükünün artması sonucunu doğurur. Darlık durumunda kapak kan akımını engeller; bu engeli aşarak akımı sağlamak ancak kalbin daha güçlü pompa yapmasıyla mümkün olur. Yetersizlik durumunda ise geriye kaçan kanın eklenmesiyle artmış olan kan hacminin pompalanması ekstra enerji gerektirir.  

 Kalbin bu artmış iş yükünün yanı sıra hastalıklı kapağın gerisindeki kan yüksek basınçlıdır. Bu da tutulan kapağın hangisi olduğuna bağlı olarak akciğerlerden ya da vücudun aşağı kısımlarından dönen toplardamarların basıncının artmasına yol açar ki bu durum dokularda sıvı toplanmasıyla sonuçlanır.

Kapak hastalığının belirtileri nelerdir? Kalp kapak hastalıklarının belirtileri hangi kapağın hasta olduğuna bağlı değişkenlik gösterir. Hafif ve orta derece kapak hastalığı olanlarda yıllarca hiçbir şikâyeti dahi olmayabilir. Ancak hastalık ilerledikçe hastada yorgunluk, tıkanma, nefes darlığı, ayaklarda şişlik ya da çarpıntı hissetmesine neden olur. İleri derece kapak darlıklarında baş dönmesi, baygınlık hissi ve göğüs ağrısı hatta bayılma nöbetleri olabilir.  

Kapak hastalığının tanısı nasıl konur? Doktor muayene esnasında kalp seslerini stetoskop adı verilen dinleme aletiyle değerlendirirken üfürüm adı verilen ek sesleri işiterek kapak hastalığının tanısını sıklıkla koyabilir. Bu üfürümler çeşitli biçimlerde olabildiği gibi bazı sağlıklı kalplerde de işitilebilmektedir. Üfürümün tipini belirlemek suretiyle doktor hastasına daha ileri bir tetkike ihtiyaç duyulup duyulmadığını bildirir. 

Elektrokardiyografi (EKG): Kalbin ritmini ve elektriksel işlevini kaydeder. 

Göğüs radyografisi: Kalpte değişik biçimlerde büyüme, akciğerlerde sıvı birikimi olup olmadığını gösterir. 

Ekokardiyografi (EKO): Muayene, elektrokardiyografi ve göğüs radyografisi kapakhastalığı şüphesi uyandırdığında tanıyı kesinleştiren temel yöntemdir. Bu yöntemle kapakların biçimleri, hareketleri, açılımlarının yeterli olup olmadığı, kalp boşluklarında büyüme, kalınlaşma olup olmadığı bir ekranda görüntülenir. İnceleme esnasında kullanılan Doppler tekniğiyle kan akımlarının yön ve hızları belirlenerek kapak darlığının ve yetersizliğinin varlığı ve şiddeti ortaya konur.  

Kalp kateterizasyonu: Lokal anesteziyle yapılan bir girişimdir. Pek çok hastada gerekmemekte, diğer yöntemler yeterince bilgi vermediğinde ya da ameliyat tedavisi gündeme geldiğinde uygulanmaktadır. Kateterin delikli ucu hem kalbin içerisindeki basınçların ölçülmesine hem de bir kimyasal madde verilerek kalp boşlukların görüntülenmesine olanak tanır. Böylece kan akımının doğru yönde ilerleyip ilerlemediği, kapaklarda yetersizlik olup olmadığı, pompa işlevinin yeterli olup olmadığı belirlenebilmektedir. İşlem esnasında koroner anjiyografi yapılarak koroner damarlarda daralma olup olmadığı anlaşılabilir.  

Kalp kapak hastalığının sebepleri nelerdir? 

1.      Kapağın doğumsal hastalığı

2.      Romatizmal ateş

3.      Mitral kapak prolapsusu

4.      Yaşlanmasıyla birlikte gelişen kapak kireçlenmeleri

5.      Kapak enfeksiyonu

6.      Kalp yetmezliği

7.      Koroner arter hastalığı  

Kapak hastalığı nasıl tedavi edilir? Kapak hastalarının çoğu fazla bir tedavi almadan sadece düzenli muayene ve ekokardiyografi kontrolleri altında yıllarca takip edilirler. Bazı hastalarda şikâyetleri azaltmak amacıyla ilaç tedavisi kullanılmaktadırlar. Kapak hastalığının neden olduğu darlık ya da yetersizlik şiddetliyse ameliyat gerekebilmektedir. Bazı durumlarda hastanın çok fazla şikâyeti olmasa da ameliyat önerilebilir. Kapak cerrahisi hastanın şikâyetlerinin azaltılmasına ve normal bir yaşam sürmesine önemli katkı sağlamaktadır. Kapak cerrahisinde kullanılan iki yöntem kullanılmaktadır. 

1.Kapağın değiştirilmesi,

2.Kapağın tamiridir. 

Hastalıklı kapağın değiştirilmesinde kullanılan takma (protez) kapaklar arasında en sık kullanılan mekanik kapaklar ve hayvanlardan alınan doku kapaklarıdır (biyoprotez kapaklar). Kapak tamiri en sık mitral kapak yetersizliğinde kapağın fazla hasar görmemiş olduğu durumlarda tercih edilebilmektedir.  

Balon tedavisi (valvüloplasti) nedir? Özellikle mitral darlığı olan hastalarda uygulanan ameliyat dışı bir tedavi seçeneğidir. Hastanın kasık bölgesi lokal anesteziyle uyuşturulduktan sonra atardamara bir kateter yerleştirilir. Bu kateter dar olan mitral kapağa ilerletildikten sonra ucundaki sosis benzeri balon şişirilerek darlık açılır. Daha nadiren diğer kapakların darlıklarında da bu yöntem tercih edilebilmektedir.  

Kapak hastalığı gebeliği nasıl etkiler? Hafif ya da orta derece kapak hastalığı olan kadınlarda gebelik genellikle önemli bir sorun yaratmamaktadır. Yine de hastanın gebeliği gebelik ve kalp kapak hastalığısüresince dikkatle izlenmesi gerekir. Daha önce bilinen bir kalp kapak hastalığı olmayan bazı kadınlarda hastalık gebelik esnasında kendini gösterebilir. Romatizmal kapak hastalığına halen sık rastlanan ülkemizde bu duruma mitral darlığı olan kadınlarda rastlanabilmektedir. 

 İleri derece kapak darlığı ve yetersizliğinde ise gerek anne gerekse bebek için risk daha fazladır. Bu durumda hamile kalmak isteyen anne adayı mutlaka kalp hastalıkları uzmanına başvurmalıdır. Bazı durumlarda gebelik öncesinde kapak ameliyatı uygulanmakta ve tedavi sonrasında daha az risk taşıyan bir gebeliğe olanak tanınmaktadır. Kapak ameliyatları bazı kadınlarda gebelik sürerken gerekebilmekte ve yapılabilmektedir.

Hipertansiyon

Hipertansiyon ya da tansiyon yüksekliği nedir? Tansiyon ya da kan basıncı, kalbin kanı pompalarken damar duvarında oluşturduğu basınçtır ve mm civa (Hg) olarak ifade edilir. Bu basıncın istenilen değerlerin üzerinde olması durumu ise hipertansiyon olarak tanımlanır.

tansiyonuzu ölçtürdünüz mü?

 

Kan basıncı sistolik (halk arasında büyük tansiyon) ya da kalbin kanı pompalarken oluşturduğu basınç ve diyastolik (halk arasında küçük tansiyon) ya da kalbin kan pompalamaya ara verdiği dönemdeki basınç olarak iki farklı değerden oluşur. Normal kan basıncı değerleri sırasıyla sistolik için en çok 120 mmHg, diyastolik için ise en çok 80 mmHg olmalıdır, bu değerler normal kan basıncı değerleridir.

Hipertansiyon sık görülen bir hastalık mıdır? Evet, Türkiye’de 28 yaşın üzerindeki erişkin erkeklerin %49’unda, erişkin kadınların %56’sında kan basıncı yüksekliği vardır. Bir başka deyişle ülkemizde yaklaşık 16.3 milyon insanın hipertansiyonlu olduğu söylenebilir. Bu nedenle toplumun her yaş grubundan bireyler yılda en az bir kez tansiyonlarını kontrol ettirmelidir.

 

Hipertansiyonun ne gibi zararları vardır? Hipertansiyon beyin kanaması ve felç, kalp yetersizliği ve kalp krizi, böbrek yetersizliği, görme kaybı gibi hastalıklara neden olabilir. Kan basıncı değerleri normal sınırlarda tutulan hipertansiyon hastalarında bu hastalıkların oluşması önlenebilir.

 

Hipertansiyon tedavi edilebilir mi? Evet edilebilir. Ancak hipertansiyon tedavisi ömür boyudur, tedavide kullanılan ilaçlarla kan basıncı normal sınırlara düşer, ancak tedavi kesilirse kan basıncı yine eski değerlerine ulaşacaktır. Bu nedenle tedaviye ara verilmemeli, en az yılda bir kez doktora kontrole gidilmelidir. Bazı özel durumlarda hipertansiyon bir böbrek hastalığına veya hormon artışına bağlı olabilir. Bu durumlarda böbrek hastalığının veya hormonal bozukluğun tedavisi ile kan basıncı düzelebilir veya daha az sayıda ilaçla daha rahat kontrol edilebilir hale gelebilir.

 

Hipertansiyonda kullanılan ilaçlar alışkanlık yapar mı? Hayır yapmaz; damar elastikiyeti nedeniyle kan basıncı kontrolü için alınan ilaç sayısı ya da dozu az gelebilir, bu durumda yeni ilaç eklenmesi veya kullanılan ilacın dozunun arttırılması gerekebilir. 

 

Bir yakınımda hipertansiyon var, benim kullandığım ilacı ona da verebilir miyim? Hayır, kesinlikle böyle bir davranışta bulunmayınız, bulunanları da uyarınız. Sizin için uygun olan bir ilaç bir başkası için zararlı olabilir, bu nedenle yakınınızın bir doktora başvurmasını öneriniz.

 

Kan basıncımı kendim ölçebilir miyim? Evet ölçebilirsiniz; ancak kan basıncının nasıl ölçüleceği konusunda yeterli bilgiyi bir doktor veya eğitim programından öğrenmeye çalışınız. Bilek ve koldan kan basıncı ölçen elektronik aletler de kullanılabilir; ancak bu aletlerin güvenilirliğini anlamak amacı ile civalı bir tansiyon aleti ile alınan değerlerle karşılaştırmasının yapılması uygun olur. Ayrıca bilekten ölçen cihazların, kabaca fikir vermekle birlikte, güvenilirlikleri sınırlıdır. En doğru sonuç veren aletler civalı ölçüm cihazlarıdır.

 

Kan basıncımı ölçerken nelere dikkat etmeliyim? Kan basıncı ölçülmeden önce en az 5 dakika dinlenmelisiniz. Son yarım saat içinde kahve, kola gibi kafeinli içecekler veya sigara içmemiş olmalısınız. Tansiyon aletiniz kolunuzun çevresini ve boyunu yeterli olarak sarmalıdır, dinleme cihazını (stetoskop) tansiyon aletinin manşonu altına sokmamalısınız.

 

Hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar böbrek ve karaciğer bozukluğu yapar mı, cinsel fonksiyonları etkiler mi? Her ilacın kendine özgü yan etkileri olabilir. Kullandığınız ilaçların yan etkileri konusunda doktorunuza danışınız, ancak genel olarak söylemek gerekirse, tedaviden elde edilecek yarar ilacın olası zararından çok daha fazladır. Bu nedenle hipertansiyon tedavisi için verilen ilaçlar düzenli olarak kullanılmalıdır. Aksi taktirde ilaçlarla kontrol altına alınamayan hipertansiyon uzun vadede böbrek yetersizliğine yol açabilir.

Kolesterol nedir ?

Kolesterol nedir?

 Kolesterol vücudumuzun bütün hücrelerinde bulunan ve hormon sentezinde kullanılan yağ türevi bir bileşiktir. Kanda fazla miktarda bulunması zararlıdır. Kolesterol bir yandan karaciğerde üretilirken, besinlerle de alınır. 

Kolesterol neden önemlidir?

 Kişinin kolesterol düzeyi ne kadar yüksekse, kalp hastası olma ihtimali de o kadar yüksektir. Türkiye’de birinci sırada gelen ölüm nedeni kalp-damar hastalığıdır.

 İyi kolesterol (HDL kolesterol) ve kötü kolesterol (LDL kolesterol) nedir?

 LDL kolesterol, kanda, kolesterolü taşıyan başlıca pakettir. Kanda yüksek olduğu zaman damarların iç yüzüne yapışıp, plaklar oluşturur. Kolesterol dışındaki bazı maddelerin de eklenmesiyle bu plaklar büyür ve bunlar üzerinde oluşan çatlaklarda gelişen pıhtılar damarları tıkar. Çağımızda çok yaygın olan bu hastalık damar sertliği olarak bilinir. Damar tıkanıklığı kalp damarlarında oluşmuşsa kalp krizine, beyin damarlarında oluşmuşsa felce neden olur.

 Kandaki kolesterolün bir bölümü de HDL kolesterol adı verilen paketlerin içinde taşınır. Bu tip (HDL) kolesterol ters yönde taşınmada görevli olduğu için damar duvarındaki kolesterolün uzaklaştırılmasında yardımcı olduğundan “iyi huylu” kolesterol denilmektedir.

Kolesterol yüksekliği hangi şikâyetlere sebep olur?

 Kolesterolün yüksek olması herhangi bir şikayete sebep olmaz. Kolesterol yüksekliğinin yol açtığı kalp krizi veya felç gibi hastalıklar, kolesterolün damar duvarında birikmesiyle, yıllar sonra ortaya çıkar.

Kimler kolesterol ölçtürmelidir?

 20 yaşın üzerindeki kişiler, kan kolesterol düzeylerini bilmeli ve bunun gerektirdiği yaşam tarzı değişikliklerini uygulamalıdır. Özellikle anne, baba veya kardeşlerinde erken yaşta kalp hastalığı olduğu bilinen kişiler, ailesinde kolesterol metabolizması ile ilgili bozukluğu bulunanlar, hipertansiyonu bulunan hastalar ve şeker hastaları mutlaka kan kolesterollerini ölçtürmeli ve gereken önlemleri almalıdır.

Neden kan yağları bazı kişilerde düşük, bazılarında yüksektir?

 Kan kolesterol düzeyleri kalıtsal ve çevresel faktörlerin etkisiyle oluşur. Kolesterol metabolizmasının çeşitli halkalarında doğuştan oluşabilen farklılıklar, kişilerde yağların kan düzeylerinin de farklı olmasına yol açar. Beslenme şekli, şişmanlık, sigara içimi ve fizik aktivite çevresel faktörler içinde en önemlileridir. Günlük besin tüketimindeki yağ miktarı ve bileşimi, kalıtsal özelliklere göre değişen oranda kan düzeyini belirler.

Kan kolesterol düzeyinin düşürülmesi kalp-damar hastalığı olasılığını azaltır mı?

 Kan kolesterol düzeyinin diyetle veya ilaçlarla düşürülmesinin kalp hastalığı bulunmayanlarda hastalığın oluşma olasılığını azalttığı, kalp hastalığı bulunanlarda da yaşam süresini uzattığı kesin olarak gösterilmiştir.

Besinlerdeki yağ çeşitleri nelerdir ve bunlar kan kolesterol düzeyini nasıl etkilerler?

 Besinlerdeki yağlar üç çeşittir: Doymuş, tekli doymamış ve çoklu doymamış yağlar.

Doymuş yağlar hayvansal kökenli yağlarda, tekli doymamış yağlar zeytinyağında, çoklu doymamış yağlar ise sıvı yağlarda ve doymamış yağ oranı yüksek margarinlerde bulunur. Diyetteki doymuş yağlar ve kolesterol kan kolesterol düzeyini artırır.

Kalp hastalığından koruyucu bir diyetin özellikleri nelerdir?

 Kilosu olması gerekenden fazla olan kişiler toplam kalori alımını azaltıp hareketlerini artırarak kilo vermelidir. Kilo artışı, kolesterol yükseltici bir faktördür. Etlerdeki görünen yağlar pişirilmeden önce ayrılmalı, sakatat tüketimi çok azaltılmalıdır. Sosis, salam, sucuk gibi işlenmiş et ürünleri de az tüketilmelidir. Tavuk, hindi ve balıketi, koyun ve sığır etine tercih edilmelidir. Kızartma yerine ızgara, haşlama, buğulama gibi pişirme şekilleri kullanılmalıdır.

Balıketi kalp sağlığı açısından en yararlı ettir. Karides ve kabuklu deniz hayvanları kolesterolden zengindir. Tam yağlı sütten hazırlanmış süt ürünleri yerine, az yağlı veya yağsız sütten hazırlananlar tercih edilmelidir. Pasta, krema, dondurma çoğunlukla doymuş yağlar ve yumurta sarısı içerdiğinden az tüketilmelidir. Haftada iki veya üç adetten fazla yumurta yenmemelidir.

Tahıl, sebze ve meyve tüketimi artırılmalıdır. Bu besinler yağ bakımından fakir, vitamin ve posa bakımından zengindirler. Eriyebilen posanın kolesterolü düşürdüğü çeşitli araştırmalarda gösterilmiştir. Yulaf, çavdar, fasulye, bezelye, pirinç kabuğu, turunçgiller, çilek, eriyebilen posadan zengindir. Kepek, havuç, turp, lahana, karnabahar, meyve kabukları ise erimeyen posa içerirler; bu tür posanın kolesterol üzerine etkisi yoktur, ancak bağırsakların normal çalışmasını sağlar.

Kolesterolü düşürmek için tüm bunların dışında neler yapılabilir?

 Sigara, kolesterolün damar duvarında birikmesine ve biriken yağ plaklarının çatlayarak damarı tıkamasına neden olduğundan kullanılmamalıdır. Sigara içmek kandaki iyi kolesterol düzeyinin düşmesine neden olur. Fizik aktivitenin artırılması da kötü kolesterolün düşmesine, iyi kolesterolün yükselmesine yol açar. Az miktarda alınan alkolün iyi kolesterol düzeyini yükselttiği çeşitli araştırmalarda gösterilmiştir. Ancak bu şekilde yükseltilen iyi kolesterolün kalp damar hastalığından koruyucu etkisi bilinmediğinden ve alkolün diğer zararlı etkileri nedeniyle kalp hastalığından korunmada alkol kullanımı önerilmez. Diyet ve diğer yaşam tarzı değişikliklerine rağmen kolesterol oranları istenen düzeye indirilemezse, hekimler tarafından verilen ilaçların kullanılması gerekir.

Kolesterol düşürücü diyet, yaşam tarzı değişiklikleri veya ilaçlar ne kadar süreyle uygulanmalıdır?

 Kolesterol yüksekliği büyük ölçüde çağımızın yaşam tarzına ve yanlış beslenmeye bağlı olarak ortaya çıkmış olduğundan, doğru beslenme ve diğer yaşam tarzı özellikleri çocukluk yaşlarından itibaren uygulanmaya başlanmalı ve hayat boyu sürmelidir. Kalp-damar hastalığı veya felç geçirmiş; çok sayıda risk faktörü olup, hasta olma tehlikesi yüksek olanlar, kolesterolleri diyet ve diğer önlemlerle istenen düzeylere düşürülemezse, hekimlerin gerekli gördüğü ilaçları yaşam boyu kullanarak, kalp hastalığı risklerini azaltabilirler.

 HDL kolesterol, LDL’nin aksine damarlarda kolesterol birikimini önler. Yapılan araştırmalar HDL kolesterolü yüksek olan kişilerde kalp hastalığının daha az olduğunu göstermiştir. Türk Kardiyoloji Derneği’nin yapmış olduğu araştırmalarda Türk toplumunda HDL kolesterol değerinin düşük olduğu gösterilmiştir. Sigara içmek ve şişmanlık iyi kolesterolü düşürürken düzenli egzersiz yükseltir.

Normal kan kolesterol düzeyleri ne olmalıdır?

 Kan toplam kolesterol, LDL kolesterol ve HDL kolesterol düzeyleri aşağıdaki gibi sınıflanır:

Kolesterol düzeyi değerlendirilip ilaç tedavisine karar verilirken, kişide damar hastalığı bulunup bulunmaması veya diğer hastalık riskini artırıcı faktörlerin olup olmaması da göz önüne alınır. Örneğin, başka risk faktörü olmayan, iyi kolesterolü de yüksek menopoz öncesi bir kadında 130 mg/dl’lik bir kötü (LDL) kolesterol düzeyi önemli risk oluşturmazken, kalp krizi geçirmiş 55 yaşındaki bir erkekte aynı düzey, kolesterol düşürücü ilaçlarla kesin tedavi gerektirir.